Esansiyel hipertansiyon, mikroalbüminüri, basal insülin ve digoksin benzeri faktör ilişkisi
- Global styles
- Apa
- Bibtex
- Chicago Fullnote
- Help
Abstract
ÖZET Yaptığımız çalışmada, esansiyel hipertansiyonu bulunan 50 hasta ile 10 kişilik kontrol grubunda serum potasyum, sodyum değerleri ile serum bazal insulin, EDLF ve mikroalbüminüri seviyelerini karşılaştırarak aralarında ilişki olup olmadığını inceledik. Bu amaçla 2'si erkek, 8'i kadın, yaşları 25-66 arasında değişen (ortalama 40,40 ±13,87) 10 normotansif ve yine 18'i erkek, 32'si kadın, yaşları 34-67 arasında değişen (ortalama 49,72 ± 7,92) 50 hipertansif hasta çalışmaya alındı. Hastaların herhangi bir metabolik, endokrin, hepatik veya renal patolojileri bulunmamaktaydı. Hipertansif olarak sistolik kan basınçları 140mmHg üzeri, diastolik kan basınçları 90mmHg üzeri olanlar kabul edildi. Yapılan labaratuar çalışmaları sonucunda heriki grup arasında serum sodyum değerleri (p<0,0001), serum bazal insülin seviyesi (p<0,001), serum endojen digoksin benzeri madde seviyesi (p<0,001) ve mikroalbüminüri seviyesi açısından (p<0,05) anlamlı derecede fark bulundu. Serum sodyum değeri ile bazal insülin seviyesi ve mikroalbüminüri düzeyi, hem sistolik hemde diastolik kan basıncı ile anlamlı derecede ilişkili olduğu tespit edildi. Çalışma sonunda ilginç olarak, bazal insülin ve EDLF arasında da anlamlı bir korelasyon bulundu. Bu da bize bu çalışmanın devamı olarak, bulunan sonuçların daha da araştırılıp geliştirilmesi gerektiği fikrini verdi. Sonuçlar hiperinsülinemi ve EDLF artışı ile tuzlu diyetle beslenmenin, hipertansiyon etyopatogenezinde rol oynayabileceği ve hipertansiyonun renal endotel hasarına yol açarak ileride böbrek fonksiyon bozukluklarına neden olabileceği doğrultusundadır. 44
Collections