İbn Abidin`in Gabin Risalesi`nin metin ve muhteva yönündeki tedkiki
- Global styles
- Apa
- Bibtex
- Chicago Fullnote
- Help
Abstract
ÖZET İslam hukukunda, `bir malı değerinin altoda bir bedel karşılığında satma veya değerinden fazla bir bedel karşılığında satın alma suretiyle aldanma` manasında kullanılan `gabin` kavramı, rızayı sakatlayan ve akdi fasid kılan ayrı bir sebep olarak görülmemiş, rızanın ihlal edildiğini veya haksız bir zararın bulunduğunu gösteren objektif kriterlerin bulunması nispetinde gündeme gelmiştir. İslam hukukçularının büyük çoğunluğunun benimsediği görüşe göre, bir akitte meydana gelen gabnin fahiş olup olmadığını belirlemede, o akde ve bölgeye ait âdetin ölçü alınması gerekir. Mezhepteki kuvvetli görüç bu oknakla birlikte, Hanefî fikıh alimlerinin önemli bir kısmı, örf ve âdet ölçüsünü daha açık hale getirebilmek için `bilirkişinin tespit ettiği değere dahil olan` bedeli `gabn-i yesîr`, bunun altında veya üstündeki bedeli ise `gabn-i fahiş` kabul etmişlerdir. Yine İslam hukukunda `bir kimseyi istenen yönde bir irade beyanında bulundurmak için onda yanlış bir kanaat uyandırarak veya mevcut bulunan hatalı fikrin devamını sağlayarak yanıltma` anlamında kullanılan `tağrîr` kavramı, İslam hukukçuları tarafından buna maruz kalan tarafın iradesinin oluşumunun bozulmasının veya rızasının sakatlanmasının sebebi olarak nitelendirilmektedir. Buna göre, akdi icra etmeye yönelik tercihte hulunsa bile tağrîr'e maruz kalan tarafın, gerçekte akde rızası bulunmamaktadır. O halde tağrîr, söz konusu sebeplerden dolayı sözleşmenin feshine, fiyat mdirirnine ve hatta tazminat talebine imkan vermektedir. Çalışma boyunca mukayese metodu takip edilerek Hanefî, Mâlikî, Şafiî ve Hanbelî mezheplerinde konuyla ilgili görüşler incelenmiş ve bu mezheplere göre tağrîr bulunmadıkça sadece gabn-i fahiş gerekçesiyle akdin feshedilemeyeceği görüşünün doktrinde muteber kabul edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Genel olarak yapılan doktrin çalışmasından sonra, İbn Âbidîn'in araştırma konusu olarak seçilen `Gabin Risâlesi`nin metin ve muhteva yönünden incelenmesi, onun yukarıda zikredilen doktrin görüşü içinde hareket ettiğini göstermektedir. Sayda Müftüsü ve onun Nâib'i tarafından, sadece gabn-i fahiş gerekçesiyle akdin feshedileceği yönünde verilen fetvanın zâhiru'r-rivâyeye aykırı olduğunun ve aldatma unsuru bulunmadan aldanan kişinin fahiş oranda aklanmış olsa bile mahkeme kararıyla akdi feshetmeye yetkili olamayacağının İbn Âbidîn tarafından kesin ifadelerle söylenmesi bu hususu teyit etmektedir. VI SUMMARY RİSÂLA OF GABN BY IBN ÂBİDÎN TEXTUALLY AND CONTEXTUALLY KEYWORDS: Ibn Âbidîn, Gabn, Tağrîr. Described in Islamic law as `to be deceived by buying something with a larger price than its worth or selling it with a smaller one`, `ğabn` was not considered as a cause making the consent disabled and the contract invalid (fasid). But it was in question when the consent was disabled or there was an unfair detriment. To decide if there is a `ğabn-ı fahiş` in a contract, for the majority of the jurists, the local custom regarding that contract is considered as a criteria. But a considerable amount of Hanafi jurists, despite the preferred doctrine is same as the opinion of the majority, accepted the price, that is included in the value fixed by the expert, as `ğabn-ı yasîr` and the price, that is smaller or too much than the value, as `ğabn-ı fahiş`. The concept of `tağrîr` is described in Islamic law as `to mislead someone by having him formed an incorrect opinion or kept his former incorrect opinion to make him declare a will (irada) in favour of you`. For that reason `tağrîr` is considered as a cause making the consent or the will of the part exposed to it disable. So `tağrîr` makes the annulment of the contract or reduction in the price or even demand for compensation possible. In this work, firstly, opinions of Hanafi, Mâlikî, Shâfiî and Hanbalî schools are studied comparatively and it is concluded that according to the doctrine accepted by these four schools the contract can not be annulled only because of `ğabn-ı fahiş` if there is no `tağrîr` in the contract. After studying the doctrine of `ğabn` in general, we examined the Risâla of Gabn by Ibn Âbidîn textually and contextually and we concluded that he also based his opinion on the generally accepted doctrine. Because he declared that the opinion (fatwa) given by the Muftî of Sayda and his deputy, that the contract can be annulled only because of `ğabn-ı fahiş`, was opposed to the `Zâhiru'r-rivâye`. So, according to Ibn Âbidîn, if there is no deception the deceived part of a contract has not right to appeal for annullment of the contract even if the `ğabn` was `fahiş`. vn
Collections